30 Aralık 2017 Cumartesi

Happy New Year








            Dedim yarın şöyle rahatça bir yazı yazacak vaktim  olmaz. Şimdi de hafif diken üstündeyim aslında küçük beyefendiyi uyuttum ama hafif hafif kıpraşmalara başladı. "Mih Mih" diye uyanma seslerini duymam an meselesi gibi.. Anne içgüdülerim asla yanılmaz.. Birazdan geliyorum.. 

1 saat sonra..😝

         Nerede kalmıştık? Hııı! Malum yarın büyük gün.. 2017' nin son günü 😊💝 İyisiyle kötüsüyle bir yılı daha bitiriyoruz di mi?? 2018 e az kaldı.. Bu sene için farklı umutlarım var benim daha doğrusu beklentilerim farklı yönde diyelim.. Zaman gösterecek elbet.. Heyecanlıyım ama😉 

       "Happy New Year"  demeye başladık bile..Ne dersiniz?  Yılbaşına bayılıyorum ben.. Her yer ışıl ışıl, rengarenk.. Umut dolu.. Birbirinden güzel süslenmiş ağaçlar en güzeli di mi?.. Biz bu sene, geçen senelerden farklı olarak -evde küçük bir yaramaz olduğundan- ağacımızı süslemeyi düşünmüyorduk Sarp mümkün değil rahat bırakmaz diye.. Ne yalan söyleyeyim bu sene şu süsleme faslı  gözümde büyüdü. Yapraklarını aç teker teker sonra bin tane süs tak falan derken offf !! ne bileyim bir yorucu geldi işte. Ben yılbaşı ağacı süslemeye bayılmama rağmen dedik bu sene ağaç yok ok.. Sarp seneye iyice büyümüş olur seneye süsleriz dedik. Bu fikrimizi Demirle paylaşana kadar her şey yolundaydı da sonrası öyle olmadı işte..😊 O ağaç kuruldu süslendi ve bilmem kaç kere koltukta otururken kafamıza devrildi - bir keresinde Demir'in kafasını teğet geçti 😳- ya da bin kere falan ışıklara dokunmak yok hayır!! Sarppp dokunma sakın!! diye uyardık durduk küçük yaramazı. İlk gördü bizimki ağacı uykudan uyandı geldi; haklı tabii bizimki şok! etrafından ayrılmıyor ki.. Neyse kazasız belasız atlattık o birkaç günü.. Yılbaşı topları topluyorum bu arada nerelerden bir bilseniz. Sürekli elinde o renkli toplar, bir yerlere top sokuşturuyor durmadan,gidip buzdolabına bile koymuş mesela..😋T

        Demir, "Anneee!! Lütfen ağacımızı kuralım" dedikten sonra onu kıramadık işte napalım.. Bir kaç vukuat atlattık ama neyse ki birimize bir şey olmadı. İlk zamanlardaki merakı da bayağı geçti sayılır.
Evde küçük bebeniz varken yılbaşı ağacı olayına girişmek pek akıl kari değil benden söylemesi. 

      Hazır bu sene ağacı kurmuşken  şöyle Mart a kadar kalsın bari..  Toplaması ayrı zahmet valla.. Neyse başta dediğim gibi 2018 yılı için başka heyecanlarım var benim. Yüzümü gülümseten cinsten..
Yeni bebek planlarım var mesela =))))  İnanmayın sakın.. Henüz akıl sağlığım yerinde..=))


Nee?? ağaç yine mi devrildi??? dermişim..=)))) Ayy!! şakası bile kötü be!!=))))


Hadi ben kaçtım yine.. 2018 yılının sağlık,mutluluk,bol kazanç getirmesi dileğiyle..💖


Yeni yılınızı kutluyorum.. 😄















3 Aralık 2017 Pazar

Şarjım bitmek üzere diyenler el kaldırsın

     


     



           Şu paylaştığım baterinin bitmişini bulsam "cuk" olurdu mesela, ama bununla yetinmek durumundayım şimdilik. Anneyiz sonuçta öyle di mi?? Annelik demek bitmeyen bir mesai demek geceli gündüzlü..Gece full şarj ol yinede öğlene kadar yetmiyor yaw.. Bu, benim saat 20.00 civarı durumumu simgeliyor mesela.. Ayy!! gülmem geldi..😝 Ciddi bir şey yazayım diyorum yok illaki " goy goy.." Şarjım bitmek üzere diyenler el kaldırsın ✋
       
           Tamam tamam başlıyorum..😜 Şaka bir yana yinede yorgunluklar gelip geçici öyle değil mi? En azından bir kısmı.. Tüm gün tatlı mı tatlı bir bebişkonun peşinden koşmak mesela.. Durmadan koşup dursa bile eninde sonunda yorulur öyle değil mi? Aaa!! yorulmak bilmeyen full enerji çocuklarda var. Allah kolaylık versin ne diyeyeyim..😜Gelelim bizim evin hallerine.. Demir ve Sarp  İki kardeş de olsalar bazı huyları birbirlerinden çok farklı. Demir daha sakin bir çocuk iken Sarp daha hareketli ve Demir'e kıyasla daha sosyal mesela.. Peşinden daha fazla koşturuyor ve haliyle abiye kıyasla biraz daha yoruluyoruz. Ama çoookkk tatlı ya bu küçük bıdık.. Maşallah!! Canım Demir'im tam bir cool boy; onun karakteri daha çok baba.. Sarp ise annesi kılıklı daha cimcime bir şey..😊 Aynı anne ve babadan iki farklı karaktere sahip insanlar oluyoruz  ya bu acayip bir şey bence..

      Gelelim bana..Son iki haftadır dizimle ilgili bir problem yaşıyorum işte koşturup durmaktan.. Eğil kalk..vs  Dün iyice yordum demek ki  bir anda korkunç bir ağrı girdi dizime; arkadaşlarla dışarıdaydık; eve zor geldim ağrıdan.. İki saniye nefes aldırmadı Sarp bir oraya bir buraya nereme ne yedim  anlamadım bile.. Garson çocuklar bile acıdı halime.. Babada durmaz illa ben, illa meme tabii. Ben onun sıkıntısını biliyorum meme de meme.. Tüm gün bir şey yemeyince meme istiyor durmadan.Sabrımın sınırlaını çoktan aştım artık memeyi kesmenin vakti geldi de geçiyor bile.. Bu iş hiç  kolay olmayacak farkındayım ama artık zamanı, çünkü inanılmaz bunaltmaya başladı..Ben ki emzirmeyi çokkkkk seven bir anne olarak bunu söylüyorsam eğer demek ki durum artık bayağı bir ciddi.Sevgili annelere şiddetle tavsiyem kesin emziğe alıştırın bir kere..Bebek doğar doğmaz olmasa da zaman içinde diyelim. Millete kulak asmayın yani. Yok şöyle yok böyle diye. Emzik rahatlıkmış resmen..Ben başarılı olamadım ikincide. Demir de bu sıkıntıları hiç çekmedim; hemen aldı o emziği o nedenle az emdi memeyi, olsun 9 ayda az denmez aslında. Sarp emzik almadığı için memeye düştü tabii. Yeni  22 aylık oldu yani memeyi bırakma zamanı çoktan geldi. Bu yorgunluklara fiziki yorgunlukta eklenince anlayacağınız  ayakta durmaktan dizim pert resmen. Durumum doktorluk aslında ama iki gün daha idare edeyim de olmadı göstermem gerek zira şu an bile yürümekte zorluk çekiyorum..😔 Nasıl bu duruma geldi hiç bir fikrim yok..

     Dizim bir yana şu  yemek yedirme  seremonisi de uzadıkça beni afakanlar basmaya başladı şu son günlerde. Arada  babamız devreye girince iyi oluyor ne yalan söyleyeyim. Başarı oranı da fena değil yani kendine göre taktikleri var kaşığı saklayıp bir hamlede ağzına sokmaya çalışıyor. Ayy!! ne diyorum ya ben durumumuz içler acısı resmen.. Taktik geliştirmeye çalışıyoruz falan..😔 Mesela dün bütün gün babasıyla uğraşdık durduk yemek yedirmek adına ama nafile.. Azı dişler çıkıyor sağlı sollu iştahın "i" si yok. Uyumak bilmeyen uykusuz bebeler ya da en hareketlisinden olanlar bir yana en beteri ne biliyor musunuz??  Yemek görünce kaçan resmen iştahsız, acıkmayan bebeler en zoru işte.. İnsana "Allah'ım sana geliyorum" dedirten cinsten mesela.. Birinci kaşık ok ,ikinci kaşık ok, ee?? noldu? daha yeni başlamıştık yemeğe.. ahaa!! doydu valla üçüncü kaşık yok..😲Sabah kahvaltısını yaptırana kadar öğle saati gelir.Öğle yemeğini de anca 3-4 gibi yese ee!! ara öğün vardı hani?? onu yedirmeye vakit yok ki.. Akşam 8 de anca acıksa al sana akşam yemeği saati gelmiş.. Bu tip bebelerden bizim evde iki adet mevcut mesela; seç beğen al. Küçüklü büyüklü hatta..Aaa!! küçük olan bir tık fazla desem yalan olmaz. Geçenlerde abi bile "Yeter artık yedirme acıkmıyor işte" diye isyanlardaydı..  Hımm!! alın size yorgunlukların kralı.. Bu yemek sorunu benim için tam bir  ızdırap işte.. Maşallah ağzı açık gezen bebişkoların anneleri beni uzaktan yakından anlayamazlar. Damdan düşeni damdan düşen anlar. Şu yemek işini kafaya taktıkça takıyorum bende. İşte fiziki yorgunluklar geçiyor da asıl mental yorgunluk var ya insanın peşini bırakmıyor.. Nereye gitsen hopp! yanında bitiyor. İnsanın en büyük düşmanı kendi zihni diyorlar ya çok doğru.. Etrafta pek düşman arama yani..

         Dediğim gibi iki çocuk kolay değil  son zamanlarda abimiz epey isyanlarda..

"Anne!!!! Sarp arabamı bozmuş yine..😖
"Anneeee!! Sarp kumandaya basıyor kanalı kapattııı offff Sarp offf!!!" ( Sinema keyfi yapmaya çalışıyor abimiz bu arada Sarp rahat bırakırsa tabii.. O da ne yapsın? Abisi onun süper kahramanı tabii; durmadan abisinin peşinde bıdık..)

     Vakit hızla geçiyor.. Zorlukların ve yorgunlukların yanında beni gülümseten resmen kalbimi gönlümü ısıtan o kadar çok şey oluyor ki gün içinde.. Bu kadar da karamsar olunmaz canım kendime kızayım azıcık.. Yemek iki canavara yemek yetiştiremediğim günler gelince hesap sorun bana. "Hani noldu? sızlanıp duruyordun Yemek yetiştiremiyorsun." diyin mesela. Ayy!! Büyüyüp kocaman delikanlı olduklarını düşündükçe gülümsüyorum işte. Birbirlerine can yoldaşı olsunlar. Şu sıralar çoğunlukla bağrışmalarla geçse de inanın 2 dk sonra sarılıp gülüşüp oynamaya başlıyorlar.. Hem cins olmalarının avantajı çok;  hem ilgi alanları aynı hem de abiden küçülen kıyafetler hopp!! kardeşe kalıyor.  Arabalar elbette ki vazgeçilmezleri ikisininde.. Eee!! bu durumda kavgalarda çıkabiliyor.. Şu anda ben bu satırları yazarken bile oyuncak araba kavgası ediyorlar tepemde..😝Paylaşılamayan oyuncaklar mesela.. Kız kardeşimin oğlu  yeğenim sarı tavşanım Bora da eklenince ekibe amann bunları izlemek bir keyifli anlatamam..😄 Az kaldı prensesimiz Bora'nın kız kardeşi yolda, o da gelsin hayırlısıyla sağlıkla da evimiz iyice şenlensin inşallah.. Ailemize bir prenses geliyor çok şükür.💖 Eee!! kız teyzesi olacağım dostlar alışverişler başlasın artık..😋 Canım Burçe'm az kaldı dayan güzel anne..

      Bu kız normal değil valla demeyin.Yine de çoğu zaman diyorum ki keşke daha önceden düşünseymişiz ikinci bebeği.. Sarpım daha erken gelseymiş.. Aklını mı kaçırdın? diyenleri duyar gibiyim.😆 Bende inanamıyorum böyle düşündüğüme ama öyle.. Sarp'ımız evimizin küçük neşesi resmen.. Doğru zaman böyleymiş demek ki.. Çok şükür her şeyin başı sağlık.. Her şey gelip geçici çünkü.. Geçen her anın kıymetini bilmek gerekiyor. Kocaman adam olunca bilmem okurlar mı bu satırları umarım okurlar..😍😉 Bir kitap önerisinde bulunmak istiyorum bu seri inanılmaz güzel..Türkiye  İş Bankası'nın yayınlarından. Bizde serinin her biri mevcut..  Hayvanlar, İnsan Vucudu, Ne? Nerede? Nasıl? Hangisi? Kim? Başlıklı serinin diğer kitapları da inanılmaz güzel.. Okurken çok keyif alacağınıza hiç şüphem yok. Demir kitaplarını artık kendi okuyor ama benim de okumamı istediği oluyor hala; bu ikimizin bir bağı vazgeçilmezimiz çünkü.. Eee takdir edersiniz ki  Sarp a da bu güzel alışkanlığı aşılamaya çalışıyorum.. Abimizin yolundan ilerlemeye başladık; umarım Demir de olduğum gibi başarılı olurum..




                 "Dünya sorularla dolu. Bilim dünyasına yumuşak bir giriş yaparken, her zaman merak ettiğiniz soruların                       cevaplarını öğrenmeye ne dersiniz? Evren‘in genişliği ne kadardır? Solucan delikleri ne işe yarar? Diğer galaksilere                          nasıl gideceğiz? Rahat anlaşılan metinler ve eğlenceli resimlerle, her şeyi öğrenmek daha kolay."



        Yine de..
                                                       
          Görüşmek dileğiyle.. Sevgiyle kalın..






27 Kasım 2017 Pazartesi

Sosyal medya çılgınlığı

         






           Şu sosyal medya başa bela valla.. Yapılan araştırmalara göre depresyon vakaları bir hayli artmış mesela.. Yeni çağın hastalığı depresyon diyorlar..Hımm!! ne alaka diye düşündüm ilk duyduğumda, sonradan baktım iş bayağı ciddi. Şöyle ki ilk zamanlar vaktimin gerçekten çok az bir kısmını alan cep telefonum sadece annemi babamı kardeşimi eşimi bilumum eşimi dostumu aramaya yarayan şu benden akıllı! dikdörtgen alet şimdi nelere kadir.. Müsadenizle hikayeme başlıyorum..

         Evin tatlı mı tatlı annesi gün sonunda bitmiş tükenmiş halde saat 22.00 civarı koltuğa doğru bayılırken bakın rica ediyorum otururken demiyorum=)) yüzünde bir tebessüm belirir birden.. Öncesinde büyük oğlan yedirilmiş, içirilmiş, ödevleri yaptırılmıştır. 1 milyon "Hadi oğlum! Hadi Demir'im" ve "yapma etme o daha bebek bağırma kardeşine" serzenişten sonra büyük oğlan uykuya geçmiş, küçük olan ise itinayla kırk saat emzirilmek suretiyle artık bir zahmet uyumuştur.( Sonunda!) Hımm!! annecik işte o an bitiktir; ama mutludur da, zira içinden sevinç çığlıkları atmaktadır. Gelelim evin tatlı mı babasına..Saat 19.00 civarı halen eve gelmediyse anne tarafından bin kere aranır mesela.. "Nerdesin canım kocam gel kurtar beni" diye.. 😜 Şayet servisten yeni indiyse eve yürüme direk koşarak gel!! diyen anne sayesinde baba eve koşarak gelir tabii.. Kapıyı çalar..  Anne ve küçük bebesi kapıyı açar.. İşte beyaz atlı prens tüm yakışıklılığı ile karşısındadır.. Beyaz atlı prens sadece masallarda sanmayın.. Şu İki küçük canavardan kurtar beni prensimmmmmm...😍😍😍 Sonrasında akşam koşuşturması başlar. Yemek faslı ayrı bir durum zira.. Çok şükür kazasız belasız yemek yendikten sonra küçük rahat bıraksın da abi iki ödev yapsın diye Sarp ı ayrı oyala.. O ağlar durur abinin odasına girmek için...Her akşam aynı tantana..😝 Ne diyordumdum haaa işte sonra saatler ilerleyince uyku saatleri de gelir. Çok şükür bin şükür iki oğlum canım herşeyim de, iki çocuk anneleri ne demek istediğimi anladılar.. 😉 Döndüm başa ne diyordum ha!! Uyuya kalmazsam şayet  ( Sarp ı uyuturken uyuya kalmak gibi sinir bozucu bir alışkanlığım var da.) akşam bebeleri uyutup kendime biraz zaman ayırabiliyorum.

             Son zamanlarda  kuyumculuk tasarımına merak sardım onunla ilgili bir atölyeye gidiyorum.. Bekleyin kendi koleksiyonumu çıkarmaya az kaldı..👍😄Akşam olunca da  bebeleri uyutup takip etmeye çalıştığım bir iki dizim var..  Arada azıcık sosyal hayata döneyim diye Instagram a falan bakınca işte o anda olanlar  oluyor bana...Tanınan bir hanımefendi soluğu  yurt dışında gayet sıcak bir yerde alınca ve bunu da canlı canlı paylaşıp gözümüze sokunca (yaaa millet bunu da çok abarttı ya inanılmaz paylaşımlar var  şok oluyorum..) bende o anda depresyon çanları çalmaya başlıyor mesela..Bu kadar özel hayatın paylaşılması doğru mu bilemedim.. Takip edip etmemek bana kalmış değil mi?? Beğenmiyorsan takip etme o zaman doğru mu?? Tamam çıkar takipten onu çıkar diğerini çıkar bir bakmışım kim kalmış?? Ya hepimiz yavaş yavaş sosyal medyanın malzemesi oluyoruz işte. Sil şu programlari olsun bitsin aslında. 💪 Anı yaşayın diye kimilerinin bir tarafı yırtılırken,  anı yaşamak bir tarafa, her anını yediğini içtiğini ya sürekli her şeyini paylaşan tiplere feci gıcığım!! Klinik vakalar var bak!! Ne gösterişmiş arkadaş bitmek bilmedi.. Yok kendini çeker adına selfie diyorlar ya türkçesi neydi unuttum şimdi.. hah!! Öz çekim miydi?? sürekli selfie paylaşır bak bunu da anlamam mesela..Bu enerji nerden gelir mesela?? Yaa!! ben bir yardımcım ile çocuklara yetişemezken valla bu yorulmak bilmeyen sonsuz bir enerji ile gezen kadınları - anneleri çok kıskanıyorum.. Ya ben gün içinde beni arayan birine cevap vermeye vakit bulamıyorum bazen.. Yok yok bende bir tuhaflık var ..😧Facebook ta yaşayan insanlar biliyorum ya ben!! Cidden bak doğru söylüyorum sadece yemek yeme ve tuvalet ihtiyacı için  telefonu elinden bırakıyordur belki de.. Ben bir kural koydum; evde çocukların yanında telefona gömülmek yok.Onlara da kötü örnek bence.. Etrafımdaki  anne babalara bakıyorum yemek yerken birbirleriyle bir çift laf ettikleri bile yok!! çocuk desen kendi kendine takılıyor çocukla da alakaları yok ona da vermişler bir şey o da izliyor.. Ya ne yazık ki Sarp iki gr bir şey yesin diye ben de açıyorum reklam ...vs bir şeylere dalsın diye yanlış yapıyorum ama denize düşen yılana sarılır misali benimki zevkten değil çaresizlikten..😢 Geçenlerde bir avm de yemek yiyoruz iki genç kız geldi yanımıza oturdu valla bak birbirlerinin resmini çekmekten sürekli telefonla uğraşmaktan yemek yiyemiyorlar birbirleriyle sohbet ettikleri falan yok inanılmazdı.. Ben korktum gerçekten korktum gençlik nereye gidiyor diye.. Telefonlar gitgide akıllanıyor da kullanıcılar yani bizler de her yeni seri çıktıkça bir geri seviyeye geriliyoruz.. Sosyal medyaya düşman değilim ama çoğu zarar  bence.Dozu önemli yani.O nedenle bizim evde telefonlara gömülmek yasak!!!!! Bu bir anne kuralı..


Beyaz atlı prensim geldi beni bekler.. Hadi kaçtım ben şimdilik 😉

NOT: Yazımın devamı yarın..😃

12 Ekim 2017 Perşembe

Bebeğin Doğası

       





            Tekrar merhaba..🙋

            Son zamanlarda benim küçük oğlan Sarpişko her an peşimde;ciddiyim sürekli bacaklarıma yapışık yaşamak pek de rahatsızlık vermiyor ona 😃 Haa!! bana sorarsanız arada tuvalete gitme ihtiyacım olmasa hadi neyse diyeceğim de.. Yapışık gezmelerimiz devam ediyor. Bugün tam 20 aylık oldu miniğim çok şükür.. Zaman gerçekten çabuk geçiyor. Canımız abimiz Demir'im gelene kadar ben nereye Sarp oraya!! Bu gerçekten tüm gün böyle.. Mehtap teyzemiz var evde ama sürekli benim peşimde; saklanıyorum bazen evin içinde beni görmesin diye imkansız peşimi bırakmıyor.. Abi okuldan gelir gelmez bizim küçük ördek yavrusu birden bire peşimi bırakıyor ama; bu sefer de durmadan abinin peşinde..😋





             Anlayacağınız iki çocuklu hayatım şu sıralar epey yorucu olabiliyor. Demir'im tüm gün okulda - onu da özlemiyor değilim - ama ikisinin sürekli evde olduğu durmadan boğuşup, koşuşturup, itişip durdukları  "Demir'im lütfen kızma kardeşine. Sarpişkom lütfen dokunma bak abinin legolarına. Yapmayın etmeyin YETER!!!!!" diyerek tükendiğim bittiğim  sıcacık harika bir ağustos ayını hatırladıkça da abimizin okulda olup evde tek bir çocukla ilgileniyor olmam kesinlikle daha iyi tabii.. Haa!! Sarpişko yine yoruyor yormuyor değil.. Yemek yedirmek nasıl zor anlatamam bile.. Tam bir işkence.. İştahsız çocuğa ne versen boş.. Arı sütü ağırlıklı bir vitamin aldım.. Ne fayda?? Arı kovanına soksam iştahı yine açılmaz valla!! 😓Mehtap teyzemiz imdadıma koşuyor neyse ki..😏 Yazıya daldım asıl konudan saptım..😳

            Geçmiş zaman aldığım harika bir kitaptan bahsetmek istiyorum bugün.. "Anneye Güvenli Bağlanma" Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'in kitabı.. Demir daha 3-4 yaşlarında almıştım yanlış hatırlamıyorsam; bugün tesadüfen buldum. Demir bana düşkündü evet ama Sarp inanılmaz düşkün hala emziriyorum belki onunda etkisi vardır bilemiyorum ama normalin üstünde bir düşkünlüğü var. Kimseye gitmiyor o kadar yani. Eee!! bu da beni yoruyor tabii. Bu kitabı okumak bana iyi gelmişti şimdi Sarpişko'nun bu durumundan dolayı yine okusam iyi olacak dedim.. Kitap bir harika..Biraz bahsetmek istiyorum.. Mesela kitabın başındaki şu cümleler beni çok etkiledi. Sevgili yeni anneler ve anne adayları ile paylaşmak istedim..






                    "Anne-çocuk ilişkisinde "önce can,sonra canan"deyimi geçersizdir.Bu sevgide canan yoktur, taraflar birbirinin canıdır.Anne sadece beslemez, bebeğin kendi olur." 

                    "İnsanın kendi farkındalığını kazanabilmesi, annesine güvenle bağlanması ile mümkündür. Anneye güvenli bağlanma, anneden bebeğe akan sıcak, sevgi dolu dokunuşlardır. Bağlanmadan bağımsız olunmaz."


            Bu cümleler beni çok etkiledi inanın; şöyle durup bir iki saniye düşündüm.. Evet ben gerçekten de evlat yetiştirirken onları ilk kucağıma aldığımdan itibaren çok şefkatli oldum. Sevgi dolu oldum. Sabırlı ve fedakar oldum. Kendimce olabildiğimi düşünüyorum.. Ben de nasıl bir anne olacağımı bilmiyordum, başta endişelerim vardı. Anneliğin içgüdüsel olduğunu biliyorum; gerçekten öyle.. Yaratılışımızda var çünkü.. Ultrasonda o küçücük keseyi görür görmez annelik duygularında karnındaki bebeğinle büyüyor. Başka türlü olmazdı.. Olamazdı!!
         
         İnsan yavrusunu bir düşünün doğduğunda ne kadar aciz. Korunmaya ve beslenmeye muhtaç yani ilk olarak annesine muhtaç.. Onun sıcaklığına, kokusuna, sütüne..

Kitaptan devam ediyorum..

            Bebek annesine yakın olma isteğini yabancılardan ve yabancı mekanlardan rahatsız olduğunu, acıktığını ve doyduğunu, ya da uykusunun geldiğini doğumda sahip olduğu ilkel sembolik iletişim sinyalleriyle karşısındakine -ki bu tercihen annesidir-aktarır. Bu kişi çoğunlukla annesidir çünkü anne onun bu ilkel sinyallerini almaya, anlamaya ve ihtiyaçlarını yerine getirmeye "bedenen" ve "ruhen" hazırdır. Buna "annelik" denir.

             Anne-çocuk ilişkisi birbirinin duygularını karşılıklı anlar ve gece gündüz yakın temasta olmaktan keyif alır.Anne mutluysa bebek de mutludur; anne üzgün,gergin, öfkeliyse ya da ortamdan uzaktaysa ortamda olduğu halde kendisiyle ilgilenmiyorsa , bebek de gergin, üzgün ve hırçındır. Başka hiçbir ilişkide paylaşımdan öte karşılıklı duygu geçişi bu denli etkin değildir. 

           Cananın olmadığı ve her iki tarafında birbirinin canı olduğu bir ilişkidir bu.

            Bir başka konuya daha değinilmiş o da şu ki Batılı toplumlarda sosyo-kültürel dönüşümler sonucu annelerin bebeklerine duydukları sıcak duyguları bastırmaya, emzirmekten uzaklaşmaya ve bebek bakımına ayıracakları zamanı başka uğraşlara ayırmaya özendirildikleri..

          Günümüzde çalışan annenin yaşadığı zorlukların yanında bebeğin yaşadığı zorluklar ve sonuçları  tahminimden farklı olabiliyormuş meğer. İlerleyen sayfalarda bununla ilgili çarpıcı gerçeklerden de bahsedilmiş. Örneğin; komünist toplumlarda anneleri işe giden süt bebekleri gruplar halinde enstitülerde büyütülmüş. Çavuşesku'nun 1989 da ölümüyle Romanya daki enstitülerde büyütülmüş bu bebeklerin topluca "otistik belirtiler" gösterdiği farkedilmiş. Anneyi bebeğinden ayırarak doğaya karşı durmanın bedeli, insanın kendi nesline verdiği hasar ile ağır ödenmiştir diye önemle belirtiliyor Prof. Dr. Sabiha P. Keskin.

              Anne elbet çalışmalı ama doğumdan sonra çalışma hayatına geri dönmesi için bebeğin en az 1 yaşında olması daha doğru gibi geliyor ne dersiniz?? Yani annenin ilk 1 sene bebeğiyle olması her ikisi içinde en doğrusu. Annem de çalışan bir kadındı ve ben 40 günlükken ağlayarak işe başladığı günleri- ki ben 36 yaşıma geldim - hala gözleri dolu dolu anlatır.

           Bebekler anne memesi yerine biberondan akan sütlere,parmaklıklı beşiklere, portatif çocuk parklarına, güvenlik zillerine, kameralara ve bakıcılara alışmak zorunda bırakılmaktadır. Annenin sıcak, koruyucu varlığından uzakta büyüyen bebeklerin hepsi değilse bile bazıları, olmaları beklenenden çok farklı bireyler olarak içlerinde filizlenen yabancı kimliklerle yaşama tutunmakta zorlanmaktadırlar.

          Yazar doğası gereği bebeğin yeri annesinin yanı diyor bunda hem fikirim tabii. Bebekler ne yazik ki genlerine rağmen dayatılan modern dünyaya adapte olmakta zorlanıyor; en kötüsü de bunu annenin fark edemiyor oluşu. Sorunlara hep tek bir bakış açısıyla bakıp nedeni hep çocukta arıyoruz. Niye bu kadar ağlıyor? Niye bu kadar hırçın? Beni hiç dinlemiyor..gibi

            Aydın Boysan'ın bir sözü var çok severim "Bana engel olmaya çalışanları duymazdan gelerek ,onlara ben engel oldum"

            Annenin sıcak ilgisinin çocuğu şımartma potansiyelinde olduğunu ve onun kendine olan güvenini zedelediğini düşünenler ya da anne ve bebek arasındaki ilişkinin en çok güçlendiği koku ve ten temasının en fazla olduğu, güvenin arttığı, annenin bedenen ve ruhen bile rahatladığı emzirme şekline, zamanına müdahale edenlere sizde engel olun!


          Hep dediğim gibi annelik kolay değil kimse kolay olacağını söylememişti zaten; annenin de kendine zaman ayırmaya ve mola kullanmaya hakkı var anneyiz tamam da bizde insanız di mi? Biraz mola inanın iyi geliyor. Ben kendimce iyi ve mutlu bir anne olmaya ve mutlu, ahlaklı, vicdanlı, öz güvenli "erkek çocukları" yetiştirmeye çalışıyorum.Çok şükür ki ben ve eşim her zaman bu konuda hemfikir olduk.Onların mutluluğu, huzuru bizim önceliğimiz.

      Her zaman dediğim gibi..

      Anne mutluysa, çocuk mutlu o evdeki herkes mutlu! 😊💗

     Görüşmek dileğiyle..

Not: Sarpişko biraz daha yapışmalara devam edecek gibi görünüyor; mis kokum daha da yapış annem!!😄









10 Mayıs 2017 Çarşamba

Güç bizimle olsun!







              Malum bahar geldi de tam gelemedi maalesef.. Konu komşu herkes hasta.. Bebeler perişan; şöyle ki, zaten 1 yaş civarı bebeye bir şeyler  giydirmek  tam bir eziyete dönüşmüşken, güneşli havayı görünce de iki gr hava alsın bebecik, biraz da d vitamini diye, tam da dışarı çıkmışken bir bakarsın sen bebeyi giydirene kadar -ki o süre içinde bin kere ama bin kere söylenirsin "hadi oğlum bak ne güzel hadi gezmeye gidiyoruz parka gidiyoruz; atta oğlum atta" gibi.. O garip kelimeler bile işe yaramayabilir.  Sen nefes nefese kalarak bebeyi giydirmeyi başardın tamam da  birde o tatlı minnacık çorabı yok mu???? Giydiremiyorum işte.. Durmuyor ki bebe.. Kimi kandiriyorsun sen?? O küçücük, tatlı mı tatlı, koklamaya doyamadığın minnacık bebe çorabı var ya, işte o bebe çorabında  ne planlar saklı!! Komplocu çorap o..  Yok kardeşim kolaysa gel sen giydir o çorabı..eee?? Hadi bin bir işkenceyle bebeyi giydirdin tamam iniyoruz valla şaka değil gerçekten de başardım derken.. ahaaa! sen anlamadan birden bire kafandan soğuk sular inmeye başlar bile?? eyy güzel fedakar çilekeş sabırlı ana!  ÖYLE KALIRSIN İŞTE!!  Hemen sevinme..😛 bu meşakkatli görevde sana bol bol sabırlar diliyorum..aaa!! bu arada ne olduğunu tahmin eden dalında uzmanlaşmış analar hahh!! siz sorunu bildiniz tabii.. Son  dakika kapıdan çıkmak üzereyken itina ve sabırla yapılan ve anneyi çıldırtmak adına yapılmış eziyet kakası o.. Tam adı bu işte ben buldum.. EZİYET KAKASI!! "Tamam sinirlenmeyeceğim.. derin nefes derin nefes... 10 a kadar da saydım.. İşlem tamamlandı.. Popo temizliği tamamlandı.. Bebeğimi çok seviyorum ben... 😇Hanimiş bakalım tatlı popişko?? Herşey çok güzel olacak.. Evet evet!! hazırız biz di mi bebeğim?.. Mutlu anne mutlu bebek bunu unutma sakın.."(kendi kendine telkinler)😂😂

                      Asansör açıldı bak tamam iniyoruzzz!! derken işte Ajda Pekkan'dan o muhteşem şarkısı o anda kulaklarda yankılanır..

                                      Sardı korkular gelecek yıllar 
                                      Düşündüm böyle nasıl yaşanacaklar 
                                      Gözlerimde canlanınca komplocu çoraplar güçlendim... 
                                      Herşey bambaşka olacak..

Sen söyleye dur!! 😄😄 Bu arada bak bakalım bir dışarı eyy güçlenmiş anne??

Parka gitme hayalleri hoppp suya düştü bile..Hani güneş? valla burdaydı!! 😕 nereye gitti ya şimdi bu güneş kardeş??ÜHÜÜ!! ÜHÜÜÜ!! yok yok ağlamayacağım. Sinirlerim mi zayıfladı ne? Annem diyordu ama" bak az yiyorsun sinirlerin zayıflar kızım pekmez iç arada, kan yapar.. Bak hala emziriyorsun off!! yeter artık emdiği.. kes artık.. Pes yani bu kadar da emzirilmez ki..1 yaşını geçti çoktan.." Düşüncelerin bini bir para..Pes etmek yok!! Ben anneyim be anneyim.. Bu çocuğu 9 ay ne şartlarda taşıdım ben.. Ben doğurdum be bu bebeyi ben!! Ver gazıııı kendine..Motivasyon önemli tabii bu durumlarda..😎😎

          Tamam tamam endişeye gerek yok; bu temiz hava alınacak bugün..Güneşli ya da güneşsiz..off!! sen düşün dur ver gazı kendine ama boşa.. Bebe sorun çıkaracak tabii kaçarı yok.. İki dk sonra vik vik başlar mızmızlanmaya..Arabasında oturmayı bir türlü sevemeyen nedenini anlayamadığım bebeler var..(bir tane de bizde mevcut) ulan otur işte mis gibi di mi?? yok illa ayarı kaçacak..Tamam ağlama dur.. Tamam annecim aldım seni hadi biraz yürüyelim pekii!! Ulan sırtımı terli ne??😟😟😟(bak! işte bu en korkutucu durumlar arasında ilk sıralarda sayılabilir..) TERLİ BEBEK DIŞARDA DOLAŞIRSA???? "Aaaaaa!!! Kızım bu çocuğun sırtı terli.. Pes ne rahatsın anlayamıyorum.. Hani ter bezi.. Koy hemen koy dedim hızlı ol.. Valla hasta olacak.. ayy!! bana bir şeyler oluyor!!" Noluyor lan?? Kim konuştu?? Telaş yok bu konuşan annen bu annen..Korkma anneciğim nasıl da yerleşmiş içime içime nasihatlerin.. Hemencecik düştün yine kafama..😝

Hımmm!! Düşün Düşün...Napalım şimdi? bebe üşür şimdi di mi?? Terli çünkü..hopp hadi bakalım neredeymiş bizim fermuarı bir araya gelmeyen zalim minnacık tatlı mı tatlı hırkamız ya da yağmurluğumuz ayy işte her neyse anladınız siz!😂 Ter bezimiz yok ama bir şey olur mu?? Ayy!! rüzgar çıktı valla.. yok olmayacak hasta olmasın bir de bebe en iyisi eve dönelim biz..😟😟😟😞



  • 1 yaş civarı giyinmek soyunmak bilmeyen bebeyi giydirme süresi 30 dk desen.. Komplocu çorap dahil süre veriyorum bak..
  • Ardından sen giyindin falan filan.. senin süren ne olacak topla saçını çık dünden kalma t-shirt ile uyumuşsun ztn... sol üst omzunda azıcık yemek lekesi var.. aman kim görecek??
  • Aaa!!! Eziyet kakasını unutmayalım.. ona da bir 10 dk yazdım.. az mı oldu ne?? giy çıkar bezi tak kaçan çocuğu tuk.. iki takla derken geri giydir off yazarken içim şişti beeahhh!! ok 20 olsun hatta 30 fln amannnn gün bitti beeeeee!!! Edilen küfürlere girmiyorum malum anne çocuk konulu bir blog yazıyorum..😜
  • Peki??dışarda hava ile olan mücadelemize ne demeli?? 10 dk için resmen.. 10 kısacık dk....Nasıl duracan bebe terli annenin dedikleri peşini bırakmıyor ki.. Sağ dön sola dön yine orda valla.. Ter bezini nasıl unutursun kızım.. Dur geliyor bekle bak.. ""Pes yani!!""" Ahaaa işte geldi yine.. Gülüyorum artık ağlanacak halime..

   İşte böyle!! Neymiş bebe biraz hava alacaktı sen de biraz yürüyüş yapacaktın sözüm ona..İki gr popon erisin diye.. Yaz geliyor kızım havada bulut sen o bikiniyi unut Nerede?? Ben şahsen bu sıkıntılı tecrübeyi sürekli yaşıyorum 😄Annelik zor tabii kimse kolay olacağını söylememişti.. Kırk saate anca giydir iki dk anca dolaştın valla😖.. haa!! Anneler günü yaklaşıyor ya hani.. Kendi annesinden "Beni anne olunca anlarsın" cümlesini duymayan genç anneler (ben dahil) yoktur di mi?? O cümle var ya o cümle.. kocamannnnn bir gerçek sevgili yeni anne!!!!!!! Benim Canım annem ya .. ben var ya ben SENİ ÇOK SEVİYORUM!! ( kafamda birden bire ortaya çıkan "pes yani!!" diye başlayan nasihatlerini de seviyorum bak!! Arada söylensem bile!!)



Görüşmek dileğiyle.. 

Güç Bizimle olsun Sevgili Anneler.. 💪💪( laf aramızda bayağı ihtiyacımız var zira😄)


Unutmadan.. Tüm annelere ve anne adaylarına benden kocaman sevgiler!!!













20 Nisan 2017 Perşembe

Yeni maceralara..





                Farklı bir heyecan  aldı beni şu sıralar.. Uzun zamandır hayalini kurduğum heyecanla beklediğim en önemlisi de canım oğlum Demir'ime söz verdiğim masal kitabımı sonunda tamamladım. Yakın çevremin, ailemin ve de tüm sevdiklerimin, kitabım hakkındaki düşünceleri beni çok mutlu ediyor..😊Şimdilik yayınevleri ile görüşüyorum; daha doğrusu çalışmam değerlendirilme aşamasında.. Olumlu bir geri dönüş olursa ne mutlu bana.😉 Bu yayın aşaması kolay bir süreç değil çünkü.. Çokkkk uzun zaman beklemek sizinle çalışmayı kabul edecek bir yayınevini bulmak gerekebiliyor; işte bu beni korkutuyor açıkcası.. Neyse olumlu düşünelim olumlu olsun değil mi??Konusu hakkında birazcık ipucu vermem gerekirse Demir'i yakından tanıyanlar neden bahsettiğimi anlamışlardır hemen.. Ağaçlar mı yoksa?? diye soranları duyar gibiyim..😃

                 Evett!! Bildiniz.. Ağaçları çok seven bir çocuğun, ağaçlar ülkesindeki heyecanlı ve fantastik yolculuğunun anlatıldığı hikayeye bayılacaksınız..Benden söylemesi..👍😊 Duygusal bir anneyim kabul ediyorum ama bir dakika!! bu sulu gözlülüğümün yanında ne kadar komik bir anne olduğumu da bilmeyen kalmasın.. O nedenle benim yazdığım bir hikaye  tabii ki hem duygusal hem de çokkkk komik olur.. Ben hikayeyi okurken bir yandan gülüp bir yandan da ağladım..Demir'i yazdım ben duygusallığım ondan.. Yazarken de, tekrar okurken de Demir'in 2-3 yaş halleri,bebekliği geçti gözlerimin önünden.. Hıçkıra hıçkıra ağladım ya ben şaka yapmıyorum.. Geçen zaman deldi geçti beni resmen..Sen hangi ara bu kadar büyüdün benim ilk göz ağrım,sevgilim herşeyim..



Demir'im minnacıkken bir ağaç dalıyla uyurken..😄

                        İşte böyle!! Demir'in ağaç sevgisi böyle inanılmazdır..Bana şans dileyin.. Sevgili arkadaşlar, beni yönlendirebileceğiniz yayınevi....vs varsa eğer, inanın çokkkkkk mutlu edersiniz beni hemde çokk... Oğluma söz verdiğim bu masalı ona kitap olarak hediye etmek istiyorum; basılmış ve resimlenmiş şekilde.. Başta herkesten önce ona okudum elbet.. "Anne beni yazmışsın" dedi. Ben o anda bittim zaten.. "Beğendin mi?" diye sordum "hemde çok" demez mi.. Boğazım düğümlendi, gözlerim doldu anında.. "Bu masal sana hediyem olacak" dedim sende ileride kendi çocuklarına okuyasın diye.. "Bende torunlarıma okuyayım inşallah" dedim. "O zaman çok mu yaşlanacaksın?" diye sordu bana.. "Az yaşlanırım merak etme" dedim güldü sonra..😄 
                    
                    Bu masalın başka çocuklara ve de annelerine ulaşmasını o kadar arzu ediyorum ki anlatamam.. Yazmayı çok seviyorum daha önce bilmem kaç kez dile getirdim..Hatta bundan sonra yeni bir masal kitabı neden olmasın? Konusu ne olur bilemem ama gerisi gelecek buna eminim.. Masal dünyası bambaşka muhteşem bir dünya.. 

                         Hahahha!! Sarpişko'dan nasıl fırsat buldum da yazdım o da ayrı konu..=)) Aaa!! bu arada evimizin en küçük üyesi Sarp 14 aylık oldu bile...Yürüme çalışmaları tam gaz devam..Kendi yürüyor yürümesine de, bir de depar atmaya kalkmasa, mesela daha usturuplu yürüse, yere yapışmayarak; ama yok, o el bir süre daha tutulacak Sarp bey napalım.. Oraya buraya el atmalar meraklı meraklı offf!! O oyuncak ütünün (nam-ı diğer pıss pıss  ) orada ne işi var mesela??  

                      "Oğlum bir otur; bak abinin oyuncaklarıyla oyna" diye sürekli çabalayan bendeniz bir yorgun savaşçı.. ama yok nerdeeee?? Hadi bakalım kalk gidiyoruz yine çamaşır makinesinin ayarını bozalım azıcık.. hangi düğmeydi leyn o? hahhhh!! ışık yandı hatta bip bip diye ses bile çıkarıyor;  oley oley!! diyen bir adet tatlı mı tatlı en hareketlisinden non-stop SARPİŞKO!!😂 Bizimki var ya şu son zamanlar nefesimi tutarak izlediğim hatta bayıldığım "İçerde" dizisindeki Sarp'a benzemez haaa!! O Kabapçı Celal'e pabucunu ters giydirir valla!!😄😄 Peşinde koşacak adam aranıyor diye ilan vereceğim yakında gazeteye.. Ayy!! nasıl da unuttum bir de yemek yedirsin biri gelip.. Anası beceremiyor zira..😖😕😖😕En iştahsızından bizde mevcutta o bakımdan..




İşte son durumlar budur..

Hadi ben kaçtım.. Yine yazacağım..😄 Tekrar görüşmek dileğiyle..

Ağaçları çok seven nesiller yetiştirmek dileğiyle.. Masalsız çocuk kalmasın..
                 

Not: Canım ülkemin son durumu hakkında yazacak söyleyecek çok şey var da elden ne gelir şu aralar bilemiyorum artık.. Pes etmiş değiliz yanlış anlaşılmasın!! Neyse bu konular bu aralar fazlasıyla üzer oldu beni maalesef..=(  Aydınlık günleri elbet göreceğiz.. 


27 Ekim 2016 Perşembe

Hoş geldin bebeğim..







Sarpım 4 aylık


          Yazılarıma çok ara verdim biliyorum; yazmayı çok ama çok özledim.. İki çocuklu yeni, muhteşem, enfes bir o kadar da yorucu, bol koşuşturmalı, iki çocuklu hayatımız nasıl mı gidiyor?;)) Yeni hayatıma dair sıfatlar bitmezzz elbet..😂😂 Sarp'ımın 12.02 2016 da aramıza katılmasıyla,Demir'imin abi oluşuyla ve tekrar anne baba oluşumuzla  tamamlandık desem doğru olur. Ekip tamam yani voltran ekibi..😄 Şaka bir yana bu öyle bir his ki tarif edilemez bir mutluluk..❤️"Yeni gelen her bebek ile annenin kalbinde yeni bir kapı açılırmıs.."Bu sozü bir yerde okumuştum ve çok hoşuma gitmisti.. Ne kadar doğruymuş anladım🙏🏻🙏🏻  Çokkk ara vermişim  sarpişkom 8 aylık oldu bile..

          İlk günlerin ne kadar uykusuz ve de yorucu geçtiğine dair söz etmeme gerek yok sanırım. Emdi emmedi uyudu uyamadı..Bu uykusuz ve yorucu günleri unuttuğumuz iyi olmuş yoksa sil baştan başa dönmek, epey zor olurdu. İyi ki unutmuşuz yani =) öyle de böyle de geçiyor zaman..İlk bebekteki endişelerin ve kaygıların o boyutta olmuyor bu sefer. Elbet yine telaşlanıyorsun sıkılıyorsun ama bakıyorsun ki elde bir büyümüşü var, işte o zaman bir ohh!! çekip,elbet bu da büyüyecek bir şekilde deyip kafanı rahat tutabiliyorsun bu sefer. Anneme beni daha çok seviyorsun di mi? diye takılırdım küçükken, hala da şaka ile karışık takılırım bazen Burçem duymasın =) Verdiği cevabı şimdi daha iyi anlıyorum.. İki evladın olunca anlarsın, asla ayırt edemezsin derdi hep..Birini daha çok diye bir şey asla olamaz derdi.. Beş parmağından en çok hangisini seviyorsun ayırt edebilir misin? diye sorardı hep, şimdi anlıyorum; evlatların hepsi aynı seviliyormuş meğer, hepsi çokkkkk!!!

          Gelelim en can alıcı soruya.. Demir kardeşini görünce ne yaptı? Kıskanıyor mu?  şeklinde sorular çok oldu tabii. Hastanede gözümü açar açmaz Demir'imi istedim yanıma..İlk bebeğime, Demir'ime doğuma girmeden önce çok korktum, ya bana bir şey olursa ya bebeğime bir şey olursa diye..Bu sefer kendimden çok, aklım Demir'imde ve elbet bebeğimdeydi. Doğuma girmeden, o anki duygusallığımı, endişemi anlatmama sözcükler yetmez. Çok şükür her şey yolunda gitti. Sezeryan sonrası ne kadar korkunç, acı doluda olsa, ben yarım yamalak ayılmış bir şekilde acı dolu olsam da hemen bebeğimi aradı gözlerim ve elbet ilk göz ağrımı.. Bebeği çoktan getirmişlerdi odaya; görür görmez aşık oldum; yine yeni bir erkeğe..=) Küçük pembe yanaklı pamuk prensim benim..Derken Demir'im geldi odaya biraz çekingen hafif kaygılı, kardeşle ilk buluşma.. Geldi bebeğe baktı şaşırdı çok küçükmüş kardeş derken babasının elini bırakmıyor ama..Beni öptü elimi tuttu ben o anlarda ağlıyorum tabii..Babamız Tunç'um yanımda yanı başımda o da elimi tutuyor, öpüyor..O da duygulu elbet, en az benim kadar.. Canımız bitanemiz babamız.. Ailem, canım annem, canım babam Burçe'm canım kardeşim ve tüm sevdiklerim yanımda..O gün hastanede çekilen videoları izlediğimde hala gözlerim doluyor. Demir'in ,bebek erkek anne bak gör dediği günleri hatırlıyorum da, bebek erkek mi olsun annecim? sen erkek kardeş mi istiyorsun? diye sorunca evet birlikte lego ve araba oynayacağız dediği zamanlar daha dün gibi.. Cinsiyeti belli olduğunda bak gördün mü bebek erkekmiş ben sana demiştim demişti =)) İsmini abisi koydu; kardeşimin adı Sarp olsun,ben ona Sarpişko diyeceğim dedi. Bebek Sarpişkomuz sağlıkla evimize gelmişti çok şükür; anne ve babasına hayırlı evlat, abisine hayırlı kardeş ve can yoldaşı olmaya..

         Biz anne babası olarak ilgi ve alakamızı aynı derecede sürdürmeye çalışmış olsak bile yeni gelen bebek ile bizimki kadar Demir'imin hayatında da bir değişim oldu elbet. O da, biz de yeni bebekli iki çocuklu hayatımıza uyum sağlayacaktık, sadece biraz zamana ihtiyacımız vardı o kadar. Her şey çok güzel olacaktı hiç şüphem yoktu..=)



İki çocuklu hayatımızın devamı yarın..  aaa!! bu arada bir de Bora bebeğim var benim.. Borişkom yani =)) O kim mi? Yazımın devamı yarın malum Sarpişkom beni bekler..=))

Sevgiyle kalın..