12 Ekim 2017 Perşembe

Bebeğin Doğası

       





            Tekrar merhaba..🙋

            Son zamanlarda benim küçük oğlan Sarpişko her an peşimde;ciddiyim sürekli bacaklarıma yapışık yaşamak pek de rahatsızlık vermiyor ona 😃 Haa!! bana sorarsanız arada tuvalete gitme ihtiyacım olmasa hadi neyse diyeceğim de.. Yapışık gezmelerimiz devam ediyor. Bugün tam 20 aylık oldu miniğim çok şükür.. Zaman gerçekten çabuk geçiyor. Canımız abimiz Demir'im gelene kadar ben nereye Sarp oraya!! Bu gerçekten tüm gün böyle.. Mehtap teyzemiz var evde ama sürekli benim peşimde; saklanıyorum bazen evin içinde beni görmesin diye imkansız peşimi bırakmıyor.. Abi okuldan gelir gelmez bizim küçük ördek yavrusu birden bire peşimi bırakıyor ama; bu sefer de durmadan abinin peşinde..😋





             Anlayacağınız iki çocuklu hayatım şu sıralar epey yorucu olabiliyor. Demir'im tüm gün okulda - onu da özlemiyor değilim - ama ikisinin sürekli evde olduğu durmadan boğuşup, koşuşturup, itişip durdukları  "Demir'im lütfen kızma kardeşine. Sarpişkom lütfen dokunma bak abinin legolarına. Yapmayın etmeyin YETER!!!!!" diyerek tükendiğim bittiğim  sıcacık harika bir ağustos ayını hatırladıkça da abimizin okulda olup evde tek bir çocukla ilgileniyor olmam kesinlikle daha iyi tabii.. Haa!! Sarpişko yine yoruyor yormuyor değil.. Yemek yedirmek nasıl zor anlatamam bile.. Tam bir işkence.. İştahsız çocuğa ne versen boş.. Arı sütü ağırlıklı bir vitamin aldım.. Ne fayda?? Arı kovanına soksam iştahı yine açılmaz valla!! 😓Mehtap teyzemiz imdadıma koşuyor neyse ki..😏 Yazıya daldım asıl konudan saptım..😳

            Geçmiş zaman aldığım harika bir kitaptan bahsetmek istiyorum bugün.. "Anneye Güvenli Bağlanma" Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'in kitabı.. Demir daha 3-4 yaşlarında almıştım yanlış hatırlamıyorsam; bugün tesadüfen buldum. Demir bana düşkündü evet ama Sarp inanılmaz düşkün hala emziriyorum belki onunda etkisi vardır bilemiyorum ama normalin üstünde bir düşkünlüğü var. Kimseye gitmiyor o kadar yani. Eee!! bu da beni yoruyor tabii. Bu kitabı okumak bana iyi gelmişti şimdi Sarpişko'nun bu durumundan dolayı yine okusam iyi olacak dedim.. Kitap bir harika..Biraz bahsetmek istiyorum.. Mesela kitabın başındaki şu cümleler beni çok etkiledi. Sevgili yeni anneler ve anne adayları ile paylaşmak istedim..






                    "Anne-çocuk ilişkisinde "önce can,sonra canan"deyimi geçersizdir.Bu sevgide canan yoktur, taraflar birbirinin canıdır.Anne sadece beslemez, bebeğin kendi olur." 

                    "İnsanın kendi farkındalığını kazanabilmesi, annesine güvenle bağlanması ile mümkündür. Anneye güvenli bağlanma, anneden bebeğe akan sıcak, sevgi dolu dokunuşlardır. Bağlanmadan bağımsız olunmaz."


            Bu cümleler beni çok etkiledi inanın; şöyle durup bir iki saniye düşündüm.. Evet ben gerçekten de evlat yetiştirirken onları ilk kucağıma aldığımdan itibaren çok şefkatli oldum. Sevgi dolu oldum. Sabırlı ve fedakar oldum. Kendimce olabildiğimi düşünüyorum.. Ben de nasıl bir anne olacağımı bilmiyordum, başta endişelerim vardı. Anneliğin içgüdüsel olduğunu biliyorum; gerçekten öyle.. Yaratılışımızda var çünkü.. Ultrasonda o küçücük keseyi görür görmez annelik duygularında karnındaki bebeğinle büyüyor. Başka türlü olmazdı.. Olamazdı!!
         
         İnsan yavrusunu bir düşünün doğduğunda ne kadar aciz. Korunmaya ve beslenmeye muhtaç yani ilk olarak annesine muhtaç.. Onun sıcaklığına, kokusuna, sütüne..

Kitaptan devam ediyorum..

            Bebek annesine yakın olma isteğini yabancılardan ve yabancı mekanlardan rahatsız olduğunu, acıktığını ve doyduğunu, ya da uykusunun geldiğini doğumda sahip olduğu ilkel sembolik iletişim sinyalleriyle karşısındakine -ki bu tercihen annesidir-aktarır. Bu kişi çoğunlukla annesidir çünkü anne onun bu ilkel sinyallerini almaya, anlamaya ve ihtiyaçlarını yerine getirmeye "bedenen" ve "ruhen" hazırdır. Buna "annelik" denir.

             Anne-çocuk ilişkisi birbirinin duygularını karşılıklı anlar ve gece gündüz yakın temasta olmaktan keyif alır.Anne mutluysa bebek de mutludur; anne üzgün,gergin, öfkeliyse ya da ortamdan uzaktaysa ortamda olduğu halde kendisiyle ilgilenmiyorsa , bebek de gergin, üzgün ve hırçındır. Başka hiçbir ilişkide paylaşımdan öte karşılıklı duygu geçişi bu denli etkin değildir. 

           Cananın olmadığı ve her iki tarafında birbirinin canı olduğu bir ilişkidir bu.

            Bir başka konuya daha değinilmiş o da şu ki Batılı toplumlarda sosyo-kültürel dönüşümler sonucu annelerin bebeklerine duydukları sıcak duyguları bastırmaya, emzirmekten uzaklaşmaya ve bebek bakımına ayıracakları zamanı başka uğraşlara ayırmaya özendirildikleri..

          Günümüzde çalışan annenin yaşadığı zorlukların yanında bebeğin yaşadığı zorluklar ve sonuçları  tahminimden farklı olabiliyormuş meğer. İlerleyen sayfalarda bununla ilgili çarpıcı gerçeklerden de bahsedilmiş. Örneğin; komünist toplumlarda anneleri işe giden süt bebekleri gruplar halinde enstitülerde büyütülmüş. Çavuşesku'nun 1989 da ölümüyle Romanya daki enstitülerde büyütülmüş bu bebeklerin topluca "otistik belirtiler" gösterdiği farkedilmiş. Anneyi bebeğinden ayırarak doğaya karşı durmanın bedeli, insanın kendi nesline verdiği hasar ile ağır ödenmiştir diye önemle belirtiliyor Prof. Dr. Sabiha P. Keskin.

              Anne elbet çalışmalı ama doğumdan sonra çalışma hayatına geri dönmesi için bebeğin en az 1 yaşında olması daha doğru gibi geliyor ne dersiniz?? Yani annenin ilk 1 sene bebeğiyle olması her ikisi içinde en doğrusu. Annem de çalışan bir kadındı ve ben 40 günlükken ağlayarak işe başladığı günleri- ki ben 36 yaşıma geldim - hala gözleri dolu dolu anlatır.

           Bebekler anne memesi yerine biberondan akan sütlere,parmaklıklı beşiklere, portatif çocuk parklarına, güvenlik zillerine, kameralara ve bakıcılara alışmak zorunda bırakılmaktadır. Annenin sıcak, koruyucu varlığından uzakta büyüyen bebeklerin hepsi değilse bile bazıları, olmaları beklenenden çok farklı bireyler olarak içlerinde filizlenen yabancı kimliklerle yaşama tutunmakta zorlanmaktadırlar.

          Yazar doğası gereği bebeğin yeri annesinin yanı diyor bunda hem fikirim tabii. Bebekler ne yazik ki genlerine rağmen dayatılan modern dünyaya adapte olmakta zorlanıyor; en kötüsü de bunu annenin fark edemiyor oluşu. Sorunlara hep tek bir bakış açısıyla bakıp nedeni hep çocukta arıyoruz. Niye bu kadar ağlıyor? Niye bu kadar hırçın? Beni hiç dinlemiyor..gibi

            Aydın Boysan'ın bir sözü var çok severim "Bana engel olmaya çalışanları duymazdan gelerek ,onlara ben engel oldum"

            Annenin sıcak ilgisinin çocuğu şımartma potansiyelinde olduğunu ve onun kendine olan güvenini zedelediğini düşünenler ya da anne ve bebek arasındaki ilişkinin en çok güçlendiği koku ve ten temasının en fazla olduğu, güvenin arttığı, annenin bedenen ve ruhen bile rahatladığı emzirme şekline, zamanına müdahale edenlere sizde engel olun!


          Hep dediğim gibi annelik kolay değil kimse kolay olacağını söylememişti zaten; annenin de kendine zaman ayırmaya ve mola kullanmaya hakkı var anneyiz tamam da bizde insanız di mi? Biraz mola inanın iyi geliyor. Ben kendimce iyi ve mutlu bir anne olmaya ve mutlu, ahlaklı, vicdanlı, öz güvenli "erkek çocukları" yetiştirmeye çalışıyorum.Çok şükür ki ben ve eşim her zaman bu konuda hemfikir olduk.Onların mutluluğu, huzuru bizim önceliğimiz.

      Her zaman dediğim gibi..

      Anne mutluysa, çocuk mutlu o evdeki herkes mutlu! 😊💗

     Görüşmek dileğiyle..

Not: Sarpişko biraz daha yapışmalara devam edecek gibi görünüyor; mis kokum daha da yapış annem!!😄









10 Mayıs 2017 Çarşamba

Güç bizimle olsun!







              Malum bahar geldi de tam gelemedi maalesef.. Konu komşu herkes hasta.. Bebeler perişan; şöyle ki, zaten 1 yaş civarı bebeye bir şeyler  giydirmek  tam bir eziyete dönüşmüşken, güneşli havayı görünce de iki gr hava alsın bebecik, biraz da d vitamini diye, tam da dışarı çıkmışken bir bakarsın sen bebeyi giydirene kadar -ki o süre içinde bin kere ama bin kere söylenirsin "hadi oğlum bak ne güzel hadi gezmeye gidiyoruz parka gidiyoruz; atta oğlum atta" gibi.. O garip kelimeler bile işe yaramayabilir.  Sen nefes nefese kalarak bebeyi giydirmeyi başardın tamam da  birde o tatlı minnacık çorabı yok mu???? Giydiremiyorum işte.. Durmuyor ki bebe.. Kimi kandiriyorsun sen?? O küçücük, tatlı mı tatlı, koklamaya doyamadığın minnacık bebe çorabı var ya, işte o bebe çorabında  ne planlar saklı!! Komplocu çorap o..  Yok kardeşim kolaysa gel sen giydir o çorabı..eee?? Hadi bin bir işkenceyle bebeyi giydirdin tamam iniyoruz valla şaka değil gerçekten de başardım derken.. ahaaa! sen anlamadan birden bire kafandan soğuk sular inmeye başlar bile?? eyy güzel fedakar çilekeş sabırlı ana!  ÖYLE KALIRSIN İŞTE!!  Hemen sevinme..😛 bu meşakkatli görevde sana bol bol sabırlar diliyorum..aaa!! bu arada ne olduğunu tahmin eden dalında uzmanlaşmış analar hahh!! siz sorunu bildiniz tabii.. Son  dakika kapıdan çıkmak üzereyken itina ve sabırla yapılan ve anneyi çıldırtmak adına yapılmış eziyet kakası o.. Tam adı bu işte ben buldum.. EZİYET KAKASI!! "Tamam sinirlenmeyeceğim.. derin nefes derin nefes... 10 a kadar da saydım.. İşlem tamamlandı.. Popo temizliği tamamlandı.. Bebeğimi çok seviyorum ben... 😇Hanimiş bakalım tatlı popişko?? Herşey çok güzel olacak.. Evet evet!! hazırız biz di mi bebeğim?.. Mutlu anne mutlu bebek bunu unutma sakın.."(kendi kendine telkinler)😂😂

                      Asansör açıldı bak tamam iniyoruzzz!! derken işte Ajda Pekkan'dan o muhteşem şarkısı o anda kulaklarda yankılanır..

                                      Sardı korkular gelecek yıllar 
                                      Düşündüm böyle nasıl yaşanacaklar 
                                      Gözlerimde canlanınca komplocu çoraplar güçlendim... 
                                      Herşey bambaşka olacak..

Sen söyleye dur!! 😄😄 Bu arada bak bakalım bir dışarı eyy güçlenmiş anne??

Parka gitme hayalleri hoppp suya düştü bile..Hani güneş? valla burdaydı!! 😕 nereye gitti ya şimdi bu güneş kardeş??ÜHÜÜ!! ÜHÜÜÜ!! yok yok ağlamayacağım. Sinirlerim mi zayıfladı ne? Annem diyordu ama" bak az yiyorsun sinirlerin zayıflar kızım pekmez iç arada, kan yapar.. Bak hala emziriyorsun off!! yeter artık emdiği.. kes artık.. Pes yani bu kadar da emzirilmez ki..1 yaşını geçti çoktan.." Düşüncelerin bini bir para..Pes etmek yok!! Ben anneyim be anneyim.. Bu çocuğu 9 ay ne şartlarda taşıdım ben.. Ben doğurdum be bu bebeyi ben!! Ver gazıııı kendine..Motivasyon önemli tabii bu durumlarda..😎😎

          Tamam tamam endişeye gerek yok; bu temiz hava alınacak bugün..Güneşli ya da güneşsiz..off!! sen düşün dur ver gazı kendine ama boşa.. Bebe sorun çıkaracak tabii kaçarı yok.. İki dk sonra vik vik başlar mızmızlanmaya..Arabasında oturmayı bir türlü sevemeyen nedenini anlayamadığım bebeler var..(bir tane de bizde mevcut) ulan otur işte mis gibi di mi?? yok illa ayarı kaçacak..Tamam ağlama dur.. Tamam annecim aldım seni hadi biraz yürüyelim pekii!! Ulan sırtımı terli ne??😟😟😟(bak! işte bu en korkutucu durumlar arasında ilk sıralarda sayılabilir..) TERLİ BEBEK DIŞARDA DOLAŞIRSA???? "Aaaaaa!!! Kızım bu çocuğun sırtı terli.. Pes ne rahatsın anlayamıyorum.. Hani ter bezi.. Koy hemen koy dedim hızlı ol.. Valla hasta olacak.. ayy!! bana bir şeyler oluyor!!" Noluyor lan?? Kim konuştu?? Telaş yok bu konuşan annen bu annen..Korkma anneciğim nasıl da yerleşmiş içime içime nasihatlerin.. Hemencecik düştün yine kafama..😝

Hımmm!! Düşün Düşün...Napalım şimdi? bebe üşür şimdi di mi?? Terli çünkü..hopp hadi bakalım neredeymiş bizim fermuarı bir araya gelmeyen zalim minnacık tatlı mı tatlı hırkamız ya da yağmurluğumuz ayy işte her neyse anladınız siz!😂 Ter bezimiz yok ama bir şey olur mu?? Ayy!! rüzgar çıktı valla.. yok olmayacak hasta olmasın bir de bebe en iyisi eve dönelim biz..😟😟😟😞



  • 1 yaş civarı giyinmek soyunmak bilmeyen bebeyi giydirme süresi 30 dk desen.. Komplocu çorap dahil süre veriyorum bak..
  • Ardından sen giyindin falan filan.. senin süren ne olacak topla saçını çık dünden kalma t-shirt ile uyumuşsun ztn... sol üst omzunda azıcık yemek lekesi var.. aman kim görecek??
  • Aaa!!! Eziyet kakasını unutmayalım.. ona da bir 10 dk yazdım.. az mı oldu ne?? giy çıkar bezi tak kaçan çocuğu tuk.. iki takla derken geri giydir off yazarken içim şişti beeahhh!! ok 20 olsun hatta 30 fln amannnn gün bitti beeeeee!!! Edilen küfürlere girmiyorum malum anne çocuk konulu bir blog yazıyorum..😜
  • Peki??dışarda hava ile olan mücadelemize ne demeli?? 10 dk için resmen.. 10 kısacık dk....Nasıl duracan bebe terli annenin dedikleri peşini bırakmıyor ki.. Sağ dön sola dön yine orda valla.. Ter bezini nasıl unutursun kızım.. Dur geliyor bekle bak.. ""Pes yani!!""" Ahaaa işte geldi yine.. Gülüyorum artık ağlanacak halime..

   İşte böyle!! Neymiş bebe biraz hava alacaktı sen de biraz yürüyüş yapacaktın sözüm ona..İki gr popon erisin diye.. Yaz geliyor kızım havada bulut sen o bikiniyi unut Nerede?? Ben şahsen bu sıkıntılı tecrübeyi sürekli yaşıyorum 😄Annelik zor tabii kimse kolay olacağını söylememişti.. Kırk saate anca giydir iki dk anca dolaştın valla😖.. haa!! Anneler günü yaklaşıyor ya hani.. Kendi annesinden "Beni anne olunca anlarsın" cümlesini duymayan genç anneler (ben dahil) yoktur di mi?? O cümle var ya o cümle.. kocamannnnn bir gerçek sevgili yeni anne!!!!!!! Benim Canım annem ya .. ben var ya ben SENİ ÇOK SEVİYORUM!! ( kafamda birden bire ortaya çıkan "pes yani!!" diye başlayan nasihatlerini de seviyorum bak!! Arada söylensem bile!!)



Görüşmek dileğiyle.. 

Güç Bizimle olsun Sevgili Anneler.. 💪💪( laf aramızda bayağı ihtiyacımız var zira😄)


Unutmadan.. Tüm annelere ve anne adaylarına benden kocaman sevgiler!!!













20 Nisan 2017 Perşembe

Yeni maceralara..





                Farklı bir heyecan  aldı beni şu sıralar.. Uzun zamandır hayalini kurduğum heyecanla beklediğim en önemlisi de canım oğlum Demir'ime söz verdiğim masal kitabımı sonunda tamamladım. Yakın çevremin, ailemin ve de tüm sevdiklerimin, kitabım hakkındaki düşünceleri beni çok mutlu ediyor..😊Şimdilik yayınevleri ile görüşüyorum; daha doğrusu çalışmam değerlendirilme aşamasında.. Olumlu bir geri dönüş olursa ne mutlu bana.😉 Bu yayın aşaması kolay bir süreç değil çünkü.. Çokkkk uzun zaman beklemek sizinle çalışmayı kabul edecek bir yayınevini bulmak gerekebiliyor; işte bu beni korkutuyor açıkcası.. Neyse olumlu düşünelim olumlu olsun değil mi??Konusu hakkında birazcık ipucu vermem gerekirse Demir'i yakından tanıyanlar neden bahsettiğimi anlamışlardır hemen.. Ağaçlar mı yoksa?? diye soranları duyar gibiyim..😃

                 Evett!! Bildiniz.. Ağaçları çok seven bir çocuğun, ağaçlar ülkesindeki heyecanlı ve fantastik yolculuğunun anlatıldığı hikayeye bayılacaksınız..Benden söylemesi..👍😊 Duygusal bir anneyim kabul ediyorum ama bir dakika!! bu sulu gözlülüğümün yanında ne kadar komik bir anne olduğumu da bilmeyen kalmasın.. O nedenle benim yazdığım bir hikaye  tabii ki hem duygusal hem de çokkkk komik olur.. Ben hikayeyi okurken bir yandan gülüp bir yandan da ağladım..Demir'i yazdım ben duygusallığım ondan.. Yazarken de, tekrar okurken de Demir'in 2-3 yaş halleri,bebekliği geçti gözlerimin önünden.. Hıçkıra hıçkıra ağladım ya ben şaka yapmıyorum.. Geçen zaman deldi geçti beni resmen..Sen hangi ara bu kadar büyüdün benim ilk göz ağrım,sevgilim herşeyim..



Demir'im minnacıkken bir ağaç dalıyla uyurken..😄

                        İşte böyle!! Demir'in ağaç sevgisi böyle inanılmazdır..Bana şans dileyin.. Sevgili arkadaşlar, beni yönlendirebileceğiniz yayınevi....vs varsa eğer, inanın çokkkkkk mutlu edersiniz beni hemde çokk... Oğluma söz verdiğim bu masalı ona kitap olarak hediye etmek istiyorum; basılmış ve resimlenmiş şekilde.. Başta herkesten önce ona okudum elbet.. "Anne beni yazmışsın" dedi. Ben o anda bittim zaten.. "Beğendin mi?" diye sordum "hemde çok" demez mi.. Boğazım düğümlendi, gözlerim doldu anında.. "Bu masal sana hediyem olacak" dedim sende ileride kendi çocuklarına okuyasın diye.. "Bende torunlarıma okuyayım inşallah" dedim. "O zaman çok mu yaşlanacaksın?" diye sordu bana.. "Az yaşlanırım merak etme" dedim güldü sonra..😄 
                    
                    Bu masalın başka çocuklara ve de annelerine ulaşmasını o kadar arzu ediyorum ki anlatamam.. Yazmayı çok seviyorum daha önce bilmem kaç kez dile getirdim..Hatta bundan sonra yeni bir masal kitabı neden olmasın? Konusu ne olur bilemem ama gerisi gelecek buna eminim.. Masal dünyası bambaşka muhteşem bir dünya.. 

                         Hahahha!! Sarpişko'dan nasıl fırsat buldum da yazdım o da ayrı konu..=)) Aaa!! bu arada evimizin en küçük üyesi Sarp 14 aylık oldu bile...Yürüme çalışmaları tam gaz devam..Kendi yürüyor yürümesine de, bir de depar atmaya kalkmasa, mesela daha usturuplu yürüse, yere yapışmayarak; ama yok, o el bir süre daha tutulacak Sarp bey napalım.. Oraya buraya el atmalar meraklı meraklı offf!! O oyuncak ütünün (nam-ı diğer pıss pıss  ) orada ne işi var mesela??  

                      "Oğlum bir otur; bak abinin oyuncaklarıyla oyna" diye sürekli çabalayan bendeniz bir yorgun savaşçı.. ama yok nerdeeee?? Hadi bakalım kalk gidiyoruz yine çamaşır makinesinin ayarını bozalım azıcık.. hangi düğmeydi leyn o? hahhhh!! ışık yandı hatta bip bip diye ses bile çıkarıyor;  oley oley!! diyen bir adet tatlı mı tatlı en hareketlisinden non-stop SARPİŞKO!!😂 Bizimki var ya şu son zamanlar nefesimi tutarak izlediğim hatta bayıldığım "İçerde" dizisindeki Sarp'a benzemez haaa!! O Kabapçı Celal'e pabucunu ters giydirir valla!!😄😄 Peşinde koşacak adam aranıyor diye ilan vereceğim yakında gazeteye.. Ayy!! nasıl da unuttum bir de yemek yedirsin biri gelip.. Anası beceremiyor zira..😖😕😖😕En iştahsızından bizde mevcutta o bakımdan..




İşte son durumlar budur..

Hadi ben kaçtım.. Yine yazacağım..😄 Tekrar görüşmek dileğiyle..

Ağaçları çok seven nesiller yetiştirmek dileğiyle.. Masalsız çocuk kalmasın..
                 

Not: Canım ülkemin son durumu hakkında yazacak söyleyecek çok şey var da elden ne gelir şu aralar bilemiyorum artık.. Pes etmiş değiliz yanlış anlaşılmasın!! Neyse bu konular bu aralar fazlasıyla üzer oldu beni maalesef..=(  Aydınlık günleri elbet göreceğiz.. 


27 Ekim 2016 Perşembe

Hoş geldin bebeğim..







Sarpım 4 aylık


          Yazılarıma çok ara verdim biliyorum; yazmayı çok ama çok özledim.. İki çocuklu yeni, muhteşem, enfes bir o kadar da yorucu, bol koşuşturmalı, iki çocuklu hayatımız nasıl mı gidiyor?;)) Yeni hayatıma dair sıfatlar bitmezzz elbet..😂😂 Sarp'ımın 12.02 2016 da aramıza katılmasıyla,Demir'imin abi oluşuyla ve tekrar anne baba oluşumuzla  tamamlandık desem doğru olur. Ekip tamam yani voltran ekibi..😄 Şaka bir yana bu öyle bir his ki tarif edilemez bir mutluluk..❤️"Yeni gelen her bebek ile annenin kalbinde yeni bir kapı açılırmıs.."Bu sozü bir yerde okumuştum ve çok hoşuma gitmisti.. Ne kadar doğruymuş anladım🙏🏻🙏🏻  Çokkk ara vermişim  sarpişkom 8 aylık oldu bile..

          İlk günlerin ne kadar uykusuz ve de yorucu geçtiğine dair söz etmeme gerek yok sanırım. Emdi emmedi uyudu uyamadı..Bu uykusuz ve yorucu günleri unuttuğumuz iyi olmuş yoksa sil baştan başa dönmek, epey zor olurdu. İyi ki unutmuşuz yani =) öyle de böyle de geçiyor zaman..İlk bebekteki endişelerin ve kaygıların o boyutta olmuyor bu sefer. Elbet yine telaşlanıyorsun sıkılıyorsun ama bakıyorsun ki elde bir büyümüşü var, işte o zaman bir ohh!! çekip,elbet bu da büyüyecek bir şekilde deyip kafanı rahat tutabiliyorsun bu sefer. Anneme beni daha çok seviyorsun di mi? diye takılırdım küçükken, hala da şaka ile karışık takılırım bazen Burçem duymasın =) Verdiği cevabı şimdi daha iyi anlıyorum.. İki evladın olunca anlarsın, asla ayırt edemezsin derdi hep..Birini daha çok diye bir şey asla olamaz derdi.. Beş parmağından en çok hangisini seviyorsun ayırt edebilir misin? diye sorardı hep, şimdi anlıyorum; evlatların hepsi aynı seviliyormuş meğer, hepsi çokkkkk!!!

          Gelelim en can alıcı soruya.. Demir kardeşini görünce ne yaptı? Kıskanıyor mu?  şeklinde sorular çok oldu tabii. Hastanede gözümü açar açmaz Demir'imi istedim yanıma..İlk bebeğime, Demir'ime doğuma girmeden önce çok korktum, ya bana bir şey olursa ya bebeğime bir şey olursa diye..Bu sefer kendimden çok, aklım Demir'imde ve elbet bebeğimdeydi. Doğuma girmeden, o anki duygusallığımı, endişemi anlatmama sözcükler yetmez. Çok şükür her şey yolunda gitti. Sezeryan sonrası ne kadar korkunç, acı doluda olsa, ben yarım yamalak ayılmış bir şekilde acı dolu olsam da hemen bebeğimi aradı gözlerim ve elbet ilk göz ağrımı.. Bebeği çoktan getirmişlerdi odaya; görür görmez aşık oldum; yine yeni bir erkeğe..=) Küçük pembe yanaklı pamuk prensim benim..Derken Demir'im geldi odaya biraz çekingen hafif kaygılı, kardeşle ilk buluşma.. Geldi bebeğe baktı şaşırdı çok küçükmüş kardeş derken babasının elini bırakmıyor ama..Beni öptü elimi tuttu ben o anlarda ağlıyorum tabii..Babamız Tunç'um yanımda yanı başımda o da elimi tutuyor, öpüyor..O da duygulu elbet, en az benim kadar.. Canımız bitanemiz babamız.. Ailem, canım annem, canım babam Burçe'm canım kardeşim ve tüm sevdiklerim yanımda..O gün hastanede çekilen videoları izlediğimde hala gözlerim doluyor. Demir'in ,bebek erkek anne bak gör dediği günleri hatırlıyorum da, bebek erkek mi olsun annecim? sen erkek kardeş mi istiyorsun? diye sorunca evet birlikte lego ve araba oynayacağız dediği zamanlar daha dün gibi.. Cinsiyeti belli olduğunda bak gördün mü bebek erkekmiş ben sana demiştim demişti =)) İsmini abisi koydu; kardeşimin adı Sarp olsun,ben ona Sarpişko diyeceğim dedi. Bebek Sarpişkomuz sağlıkla evimize gelmişti çok şükür; anne ve babasına hayırlı evlat, abisine hayırlı kardeş ve can yoldaşı olmaya..

         Biz anne babası olarak ilgi ve alakamızı aynı derecede sürdürmeye çalışmış olsak bile yeni gelen bebek ile bizimki kadar Demir'imin hayatında da bir değişim oldu elbet. O da, biz de yeni bebekli iki çocuklu hayatımıza uyum sağlayacaktık, sadece biraz zamana ihtiyacımız vardı o kadar. Her şey çok güzel olacaktı hiç şüphem yoktu..=)



İki çocuklu hayatımızın devamı yarın..  aaa!! bu arada bir de Bora bebeğim var benim.. Borişkom yani =)) O kim mi? Yazımın devamı yarın malum Sarpişkom beni bekler..=))

Sevgiyle kalın..



9 Aralık 2015 Çarşamba

Yine yeni yeniden..

   



           Geçen gün severek takip ettiğim bir annenin blog'unda harika bir hamile sloganı ile karşılaştım. Kendisi üçüncü bebeğine hamile =) Bu konuda ne kadar deneyimli olduğunu siz düşünün artık!! Yanlış olmasın ama doğuma 1 ay kalmış..Son 1 ay!! =) Hemen panik oldum bak şimdi.. Benim daha 2 ayım var ama nedense o "son 1 ay" cümlesi beni tedirgin etmeye yetti. Son zamanlarda benim hormonlar dorukta elbet, zaten bayağı bir sulugözümdür şimdi görmeyin halimi!! Ona buna ağlar oldum..Sokakta teyzelerin ise "Allah kurtarsın" demelerindeki  anlam ve önemi çok iyi anlamış bulunmaktayım..Bir kez daha! Demir'de yani ilk bebeğim de de çok duydum bu cümleyi..Teyzeler haklı valla ne diyeyim.. Demir'im büyüyen karnımı gördükçe şaşırıyor; en son endişesi de göbek deliğimin dışarı fırtlamış olmasıymış, geçer miymiş?? Çok hoşuma gidiyor bu soruları =) Geçer canım oğlum, sana hamileyken de böyle oldu sonra geçti deyince rahatladı sanki..=) "Anne olmak çok zormuş" diyor son günlerde..=) Beni düşünen minik bir erkeğim var..Geçen gün "sen eğilme sakın ben sana yardım edeyim anne" bile dedi ve botumun fermuarını o çekti minicik elleriyle.. eee!! ben buna bir saat ağlarım şimdi..Benim canım oğlum her şeyim büyüdü de annesine yardım ediyor =)) Artık kardeşini iyice merak ediyor sürekli sorular soruyor bir yandan küçük abi..=)

Demirim:Bebek buraya nasıl geldi peki?

Annesi; Sana aldığım kitapta okuduk ya Demir'im, anne hücresi ve baba hücresi birleşince bebek oluşmaya başlıyor ve annenin karnında büyüyor.

Veeeee!! son zamanların en korktuğum sorusu ile karşılaştım birden!! o sormadan detaylara girmeye gerek yoktu çünkü. Bir yerde okumuştum çocukların sadece sorduğu sorulara cevap verin detaya girip kafa karıştırmaya gerek yok diye.

Demir: Peki erkek hücresi oraya nasıl gelmiş anne??

ŞOK! ŞOK! ŞOK!  Ne cevap vereceğini bilemeyen şaşkın anne birden soruya soruyla cevap verir!

Annesi; Sence nasıl olabilir Demir'im? diye sorup olacakları bekler.

Demir düşünür düşünür ve birden bomba bir cevap gelir. "Bence öpüşerek!!!" =)))))

Annesi bir ohh!! çeker ve "evet doğru bildin" der. Yalan değil bir doğruluk payı var ne de olsa..=))))))
Şimdilik bu bilgi yeter de artar bile ona, detaya girmeye hiç ama hiç gerek yok zira!!!!=))))))

İşte böyle atlatılır bu bilgide!!=)

          Dönelim hamilelik günlerime.. Aaa!! unutmadan son günlerin yeni modası da "bel ve çatı ağrısı"tabiiki.. Koltuktan veya yataktan kalkıp lavaboya veye başka bir yere gitme hızım dünyanın güneşin etrafında dönüş hızıyla eş değer!! Bu geçen sürede mevsimler değişir direk.. Birebir aynı hız!!=)) Bir görseniz halimi..=))) Bir oraya bir buraya.. Felaketttt...İşte hamilelik kolay değil tüm vücudumuz değişiyor elbet.. Çok uzattım..=) Neyse gelelim bu harika slogana!!





                                                   "Yere düşen yerde kalır!!"

Bayıldımmmm!!!=)) Son günlerin sloganı bu bence.. Bende düşündüm taşındım geçmiş aylara birer slogan buldum..=))


Burçin'in Hamilelik Sloganları:

1.Ay: Noluyor leyn bana? 

2.Ay: Uyurum, uyursun, uyur! 

3.Ay: Bir ömür geçer bu bulantı geçmez.

4.Ay: Yıkılmadım ayaktayım!!

5.Ay: Yaşanacaksa yaşanacak bu bel ağrıları ve ş(p)işmanlıklar!=)

6.Ay: Tutma yoksa kaçırırsın!

7.Ay: Yeren düşen yerde kalır!

8. Ay: Bir sana hasretim bir de gece uykusuna!

9.Ay: Şişko ayaklarından sen suçlusun!


Bu duyguları yine yeni yeniden yaşamak çok güzel her şeye rağmen..

Sizden de başka sloganlar bekliyorum bu arada!!=))


Tekrar görüşmek üzere...=)))




9 Ekim 2015 Cuma

Yeni heyecanlar..

     



        Eylül itibariyle minik erkeğimin okul serüveni başladı bile..İlk günlerdeki endişeleri ve sıkıntıları çok şükür geçti."Okulumu çok seviyorum anne" cümlesini bile duymuş bir anne olarak düşünün bendeki mutluluğu..İlk günlerin endişesini,sıkıntısını çocukla birlikte elbette anne-baba da hissediyor. O mutlu ve huzurlu olduğu sürece dünyalar bizim oluyor..=))

         Küçük adam bu sene fransızca eğitim veren bir okula başladı; ana sınıflarında yavaş yavaş fransızca eğitime başlıyorlar.Geçen gün veli toplantısı vardı okulda; genel bir toplantıydı,sınıfta yapılan etkinliklerden okulun eğitim-öğretim anlayışına kadar birçok konunun konuşulduğu bir toplantı..Çok da güzel geçti..Babamızla birlikte ne kadar doğru bir okul kararı verdiğimizi bir kez daha anladık..Umarım tüm okul hayatı böyle mutlu ve başarılı geçer..=)) Birkaç fransızca kelime öğrenmeye başlamış bile..Benim endişelerim yok değil elbet..Anlaşıldığı gibi fransızca eğitim veren bir okul, ingilizce ilkokul 4.sınıfta başlıyor. Eğitim dili fransızca olunca çocuklarda yavaş yavaş dile alışsın diye ana sınıflarında onlarla sadece fransızca konuşan fransız öğretmenleri de var.İki öğretmen bir arada yani..Çocuklar ilk aşamada bu farklı dili sevmeyebiliyorlar tabii. Demir'im de şimdilik böyle bir şey hissetmedim ama çocuk bu sonuçta belli olmaz..İki gün sonra gelip ben fransızcayı sevmiyorum dese şaşırmam yani..Bakalım durumlar ne gösterecek??

        Hımm!! bu arada benim minik erkeğim Demir'im gerçek anlamda ağabey oluyor. Aslında bu bomba haberi nasıl oldu da daha önce paylaşmadım diye düşünüyorum..Biraz zamana ihtiyacım vardı sanırım.. Geçmek bilmeyen bulantılar, uyku halleri ve zamansız yorgunluklarım rafa kalktı da yerini farklı sıkıntılar aldı..Sırt ağrıları ..vs işte hamileliğin olmazsa olmazları anlayacağınız..=)) Demir de yaşadığım mide bulantılarının ve çıkarmaların yanında bu seferki hiç kalır elbet..Tüm sıkıntılar unutuluyor ama.. Buna rağmen son zamanlarda hamileliği özler olmuştum desem ama 5 senenin ardından bu bulantıları tekrar yaşamak gerçekten zordu benim için, yinede evimizin yeni "erkeği" için her şeye değer....Evetttt!!! yanlış duymadınız..Minik bir erkek daha geliyor.=)) Çok ama çok heyecanlıyız..=)

Annesi: Demir'im senin kardeşin olacak inşallahh!!
Demir: Erkek olsun anne!!
Annesi: Neden annecim??
Demir: Onunla lego ve araba oynarız bence..
Annesi: Tamam aşkım inşallah!!=))



Yukarıdaki resim tam da bizim aileyi anlatıyor ama şimdilik bir köpeğimiz eksik..=))Eeeeee!! babamız da lego ekibini tamamlayacak gibi görünüyor..=)) Minik bebişimiz evimize yeni heyecanlar yeni sürprizler getirecek inşallah!! Hamilelikten midir nedir sürekli bir duygusala bağlıyorum..Ahhh!! bu hormonlar yaktın beni....


Hamilelik serüvenleri başlasın o zmn..=)

Görüşmek üzere!!!=))


26 Ağustos 2015 Çarşamba

Eylül gelirken..

      


      Çok mu zaman oldu bilmem en azından bana öyle geldiği kesin; yazılarıma ara verdiğim ve vakit bulamadığım doğrudur.Haklı sebeplerim var elbet!! =) Sebeplerimden en geçerli olanına gelince...=)) Hımm!! biraz daha zamanı var sanırım bu konuda aydınlatıcı bilgi vermeye..=)) Çok az kaldı ama çokkk az!!=)) 

      Yaz bu sene çabuk geçti; ya da bana öyle geldi. Bilemedim.. Ayvalığa gittik geldik sezonu kapattık..Bu arada Eylül ayı yaklaşırken bir yandan da aldı beni bir telaş..6 Eylül bıdığımın doğum günü!! 

Demir'im:Anne doğum günüm gelince kaç yaşında olucam ben??
Annesi:5 olucaksın bıdığım..=))
Demir: Ooooo!! Kocaman oldum ben!!
Annesi: Evet Demir'im kocaman oldun..=) desem de o benim miniğim yaww daha!!=))))

       Parti hazırlıkları yavaş yavaş başlasın o zaman!!=)) Bu seneki konsept belli.. Demir adam, Hulk ve de Batman temalı ortaya karışık bir pasta hiç fena olmaz..Demir'in bayılacağına hiç şüphem yok!! Bu durumda pasta konusunda teyzemizden yardım almamız şart!! En son Barış eniştemizin doğum günü pastasını gördükten sonra başvurulacak ilk kişi Teyzemiz elbet!! =)) Orası kesin..

       Eylül ayı bir başkadır benim için.. Büyülüdür sanki... eee!! olmaz mı??  Bir 4 Eylül günü; aşık olduğum adam ile tüm ömrümü geçirmeye,ömrüm boyunca elini tutmaya "evet" demişim.. Sene 2007..=)) Ardından bir eylül günü sene 2010 hayatımın anlamı, nefesim, herşeyim, bıdığım, Demir'im canım oğlum gelmiş..... Hoşgelmiş...=))) Vaktin bu kadar çabuk geçtiğine inanmak imkansız!! İyice duygusala bağlamadan önce biri beni durdursun!!!! Hahh!! kapı çaldı..Zamanlama harika..=))) 

Demir'im bu arada yastıklardan ev ya da kale benzeri bir şeyler yapmakla meşgul..

Annesi:Demir'im ne yapıyorsun sen??
Demir: Ev yaptım bak yastıklarla..
Annesi:Aferin çok güzel olmuş da ben nereye oturayım
Demir: Saldanye de otur sen!!! (yaaaaaaa saldanye dedikçe ısırıcam ben bunu!!! Hiç düzeltmiyorum ama sandalye diye.. yaaaa yanlış söyledikçe çok hoşuma gidiyor ne yapayım??=)))) Elbet doğrusunu söyleyecek şimdilik böyle ısırmalık anlar çok ya kıymetini bileyim öyle değil mi ama??=))

Anne "saldanye" de oturur, ta ki poposu uyuşana kadar!!!

Bu sefer yazılarıma çok ara vermek yok...Söz =)